30 Aralık 2015 Çarşamba

bebek araç gereçleri 6 / adım adım eğitici kutular


merhabalar , bebek araç gereçleri serimizin bu sırasında 9-48 ay arası kullanılan , psikolog, psikiyatr ve pedagoglarca hazırlanmış olan ay ay bebek gelişimine eğlenceli bir hava katan adım adım kutularından bahsedeceğim.  Burada bir öğretmen arkadaşım var çocuklarımızın arası da 4 ay filan . görüştüğümüzde çok tavsiye etti ,mutlaka çiğdem biz çok eğleniyoruz bir deneyin dedi. internetten araştırdım kutu içerikleri ,yorumlar hoşuma gitti . bir de şöyle bir durum oluşmaya başladı bizde; bildiğiniz üzere hamile kaldığımı öğrendiğimden beridir ben evdeyim çalışmıyorum .dolayısıyla bir müddet sonra yani çocuk büyüdükçe ne yapacağını şaşırmaya ve içten içten acaba ben bu çocuğa yetemiyor muyum? ları sormaya başlıyorsunuz . e kalkıp ' aman da arkadaşım ben bu çocuğa yetişemiyorum deyip pat diye kreşe verme gibi bir durum da söz konusu olamayacağına göre... ( bence kreş yaşı 2,5 -3 yaştır. ha çalışıp bakıcı insafına kalmak istemeyen aileler için en akıllıcası iyi bir kreşe verip ,en azından kurumsal ,eğitimli eğitimcilere emanet anlayışıyla davranmak -yani ben olsam öyle yapardım heralde- gibi bir durum söz konusu olabilir.)

 Samet'i önümüzdeki ağustos ayında yarım günlüğüne başlatmak istiyorum ya kreşe, bu adım adım serileri sanırım bizi güzel hazırlayacak . mesela 18. ay kutumuzda ilk defa hikayelerde klozet  resmi ve tuvaletle ilgili  bir hikayeye  giriş yapmışlar ama asıl tuvalet eğitimi olayına 24. ay kutusunda giriyorlar.olması gerektiği gibi. içinde ' haydi hikaye anlatalım' kısmı bizim favorimiz. Samet deliriyor hikayelerine. bizim için de süper bir oyalamaca oldu. şimdi havalar soğuk , dışarıda çok fazla vakit geçiremiyorsun e doğal olarak çocuk bir yerden sonra vitrine , çanağa , çömleğe sarıyor :)) ha adım adım bunu engellemiyor tabiki :)) en azından günde bir 15-20 dk bol bol hikayeler , aktivitelerle öğrenme ,faaliyet yapmakla geçiyor. benim de içim rahat ediyor . evet baktığın zaman diyebilirsin arkadaş çok da bi esprisi yok ama benim gibi düzenli eğitim yolunda bir şeyler yapmak ve bir yerden başlamak isteyen annedaşlarıma ben tavsiye ediyorum. yoksa karışabilir,çorba yapabilir,ayından ve zamanından önce bir şeyler vermeye çalışarak çocuğu farkında olmadan yorabiliriz.

fiyat konusuna gelince bir kutu 45tl . ben 12 aylık almıştım 540lira. ama şuan şöyle bir güzellik yapmışlar d&r da tek kutu halinde alabiliyorsun illa 6 aylık ya da 1 yıllık almak zorunda değilsin.yani denemek amaçlı bence ideal bir uygulama olmuş . bir de benim hoşuma giden olay şu oldu . biz 16 aylık başladık , 17. ay kutumuz geldi ( bu arada samet 2 haziran doğumlu her ayın 2 sinde bazen tatiller araya girince tutmuyor da - setimiz geliyor) ve 17 ay ile birlikte adım adım dan arayıp bir geri bildirim yaptık. Samet'in en çok hangi oyunu sevip sevmediğini , hangi aralıklarla yaptığımızı , nasıl yaptığımızı , paketlerin sorunsuz ulaşıp ulaşmadığını sordular . bu benim hoşuma gitti, neden? ürünü satana kadar değil sattıktan sonra da arkasında durmaları olması gereken ama bir çok işletmenin yapmadığı bir konu.
Şimdi yemek yerken , giyinirken, yıkanırken şarkılarla , hikayelerle oyunlarla iş yapıyoruz. kutusunu kucaklayıp yanıma geliyor ve ay sonunda tüm hikayeleri ve aktiviteleri ezberlemiş oluyor. her ay anne babalar için rehber niteliğinde yazıları oluyor,neyi nasıl yapmamız gerektiği hikayelerin,aktivitelerin yanında yazılı oluyor kısacası ben çok memnunum.

bu arada bugün yeni yıla son 1 gün kalmış. bir yılı daha devirdik acısıyla tatlısıyla . herkese şimdiden iyi seneler diliyorum .

sevgiyle kalın...

19 Aralık 2015 Cumartesi

Ben geldimm

Tam tamına 4 buçuk ay olmuş anacım . Naptım ben yeeaaa ! Neler yapmadım ki . Evimi taşıdım daha ne yapayım! Uzun zamandır oturduğumuz evimizi satmaya çalıştık olmadı nedeni bahçeli müstakil bir eve geçmek istememiz . Hamileliğimden beridir sürüncemede kalan bir konuydu zaten küçük bir şehirde yaşadığımız için seçeneklerimiz de oldukça dar ve kısıtlıydı. Baktık böyle olmayacak bir pazar günü evlerini çok beğendiğimiz ve o sitede oturan arkadaşlarımızla tekrar bu konu açılınca kiralık ve hemen oturuma hazır bir ev olduğunu fakat evin 2 değil 3 katlı olduğunu  , perdelerine ,avizelerine kadar hazır olan ilk baktığında göz korkutan ama hali hazırda bahçesiyle ,düzeniyle bizi cezbeden şuanki evimize yarım günde karar vererek 2 hafta içinde taşındık .

Taşınmanın ne demek olduğunu taşınan bilir diyorumve fazla ayrıntıya girmiyorum .bu süre zarfında bloga dokunamamamın nedeni de bu yorgunluğu fazla yansıtmak istememem olabilir. çünkü cidden çok yorucu bir işmiş. üstelik annem yok,halalarım yok, ablam ,ben , eşim ve arkadaşım -şimdiki komşum- yardımlarıyla oldu bu iş .ha tabi bir de sametin 'mümü' sü münevver ablamızın hakkını ödeyemeyiz elleri dert görmesin. evelallah tripleks evin hakkından da geldik :)

ayrıldığımız evimizi kiraya verdik,kötü enerjilerimizi ve anılarımızı oraya gömdük zaten kendi evimiz çocuklu bir kadın için,yaşlı amca - teyze için  ve hele hele bir engelli vatandaş için asla yaşanılası bir yer değil . tamamen ticari kaygılar insani ihtiyaçların önüne geçmiş ne kadar ev o kadar para mantığıyla yapılmış bir müteahhitlik işi işte.
oysaki şimdi küçük denemeyecek kadar büyük ve yemyeşil,hali hazırda meyve ağaçları olan,çeşit çeşit yediveren güllerle etrafı çevrili,yerii pek sevmesemde hoş bir kamelyası olan  bir bahçemiz var ,çocuklar yazın gecenin geç vakitlerine kadar sitenin içinde saklabaç oynuyorlar,gözümüzün önünde havuzda çimebiliyorlar,bisikletlerni çalınma korkusu olmadan alelade kapının önüne bırakabiliyorlar bir anne daha ne ister ki. tek dezavantajı şehre vasıtasız gidememek . gerçi o da çok dert değil. zaten beni yaşadığım şehirde en uzak mesafe arabayla 15 dk. :)araba yoksa taksi ,taksi yoksa minübüs le işimizi görüyoruz.

tabi bu arada samet oğlanda büyüdü,gelişti pek bir muzurlaştı çeşitli maceralar yarattı kendine hepsi bir bir yazılacak inşallah .bakışlardan anlaşılıyor galiba zaten değil mi? yoksa ben bildiğim için bana mı öyle geliyor ne dersiniz ?

sevgiyle kalın , tekrardan hoşgeldim .






1 Ağustos 2015 Cumartesi

Kadinsal durumlar

Şuan kuafördeyim. Akşam arkadaşlarımızın düğünü var ve onun bahanesiyle fön çektiriyorum. Ne kadar özlemişim kendim için özel bir şeyler yaptırmayı. 
Çocuk olmadan önce de bu konularda gevşek davranırsım fakat sametin doğumuyla beraber kendimi baya boşladığımı şuan anlıyorum. 
Tamam motive olmak , moral kazanmak sadece kuaföre gidip saç yaptırmakla ya da avm gidip para harcamakla olmaz. Çocuğu anneanne ya da babaanne ye kakışlayıp evde hiçbir şey yapmadan da sessizliği dinleyip malak gibi yatabilirsiniz ama kadınız işte abi en pasaklımız ( ben ) bile arada istiyorken böyle şeyleri diğerleriniz ne yapsın ? 
Bu tarz şeyleri adet haline getirmeli en azından 2 haftada bir fön ayda bir pedikür filan yaptırbilmeli insan . Her şeye zamanımız var ama kendimize yok  maalesef . Bu da hep kendini 2. Plana atmaktan kaynaklanıyor . Sonra zama. Geçince de ' ah ulan ah !! Benn gençliğimde böyle miydim? Gahrettiniz beni uleynn diye dövünürüz . ' 

Kendimize vakit ayırmamız lazım , bu dolu , yırgun , 7/24 çalışan kafaları az buçuk rahatlatmamız şart !


25 Temmuz 2015 Cumartesi

bağırsak enfeksiyonlu 6. hastalık kokteyli :))

heyo ben geldim :)) gene kaybolmuşum bu aralar evin,çocuğun , kocanın arasında. kendimi unutmuşum . aaa ama dedim benim bir bloğum var kafa dağıtıyorum orada ben , yalnız olmadığımı görüp seviniyorum bi bırakın ayol 5 dakika :) kendime geleyim

bizim oğlanın salgına yakalanmasını yazmıştım malum bakterili bir kaka , yeşil sulu ishal şeklinde ve ateş eşliğinde .. 5 gün süren tedaviden sonra kaka da normale dönünce tamam dedik çok şükür atlattık . ama öyle olmamış bacılar :) tam bir hafta sonra hafif bir ateş baş gösterdi dişe bağladım ama ertesi gün hemen kaka tahlilini yaptırdım ve temiz çıktı tahlile de güvenerek 3 günlük ishalini de diş dolayısıyla sallamadım ama kaka yeşile ve sümüksü bir yapıya ulaşınca eşime dedim iyi bir doktora gidelim buradakiler anlamadı durumu . sonra kendi çocuk doktorumu buldum sağolsun çok tatlı bir doktor. sakin, güler yüzlü , cana yakın . tahlil istemeden teşhisi koydu .

sonra ertesi gün aniden ateş düştü , ishali ilaçların da etkisiyle azalarak bitti ertesi sabah bir uyandım bizim oğlanın yüzü benek benek :))
ve aklıma gelen başıma geldi 6. hastalık !
72 saat düşürülemeyen ateş ve hemen sonrasında yüzde ve vücutta döküntüler .
anlayacağınız bizim oğlan ishalinin arasına bir de 6. hastalığı sıkıştırmış , iyileşmiş de biz anlamamışız :))

bu arada 6 . hastalık mı ishali tetikledi? yoksa yeşil sulu kaka yalnızca bağırsak enfeksiyonunda mı baş gösterir bilemedim ama feci feci feci bir 15 gün daha geçirdim . oğlum da ben de yeni kendimize geldik :))

ha bu arada samet artık  yürüyor :))

sevgiyle kalın !

3 Temmuz 2015 Cuma

duyurulur !

http://benimtutkumm.blogspot.com.tr/2015/07/blog-tasarm-cekilisi.html 

bu makyaj, kozmetik bloglarını özellikle takip ediyorum. kendimi saldığım zaman , ya da yeni ürünlerden bi haber olduğum zaman , ya da bir şeye ihtiyacım olduğunda hemen bu güzel makyaj, kozmetik ve bakım bloglarını inceliyorum .
hem de kendime geliyorum . heves geliyor o yorgunluğumu biraz olsun alıyor .

benim tutkum da bunlardan biri . ve şimdi çekiliş yapmış hem de süper bir çekiliş.
inşallah bana çıkar hahah :))
siz de katılın canlarr :)

evde anne mi , çalışan annemi ?


bana kelek yaptın feleeeekk  :))
kendimi şu klozet reklamındaki çile diye şarkı söyleyen bir elinde fırça bir elinde deterjan olan kadın gibi hissediyorum.

motive değilim , yorgunum , stresliyim , sinirliyim... gene çok yıprandım,yalnız kaldım ...geçen gün koltukta ellerim kafamda saçımı başımı yolarak '' ben boşa mı kürek çekiyorum , ne yapsam olmuyor , yetişemiyorum , yeter artık '' diye krizler içinde buldum.

yok abi tecrübeyle sabit. evde olduğun zaman evin külkedisine dönüyor insan.her gün temizlik yapar oldum , ama temizlik yapmak ya da çocukla ilgilenmek de değil evde kuş gibi bi oraya koşturuyorum , bir buraya , oradan alıyorum öte tarafa koyuyorum. akşama ne pişirsem,samet ne yer diye akşamı yapıyorum. kafam durdu bu aralar. misal çocuğun altını değiştiriyorum ya , samet bezi almasın diye arkama saklıyorum . işim bitiyor ben bezi arkama sakladığımı unutuyorum samet hemen elini arkama atıp ( o bezden de ne anlıyorsa muzur ) bezi arıyor ve  benim jeton ancak o zaman  tak diye düşüyor ! unutkanlığın , dikkat dağınıklığının haddi hesabı yok!  kocaya senin gözünün üstünde neden kaşın var diye muhtelif sorularla judo girişimlerinde bulunmam da cabası ! tüm hırsımı ondan çıkarır oldum . gerçi o da hakketmiyor değil yani .
sabahın 7 sinde uyanıp akşama kadar uyumadan hem çocuk hem evle ilgilenip onu da yatarken gördüğüm zaman saldırmak istiyorum . tamam sabah 4 te işe gidiyor, öğlen 3 ten önce gelmiyor . uykusuz ama benim kadar olamaz . kabul etmiyorum. çünkü o yorgun olduğu zaman 'çok kötüyüm hayatım ben biraz yatıyım' diyebiliyor , ama ben saç baş dağınık halde ,suratım uykusuzluktan sararmış , gözlerimin altı kararmış vaziyete geldiğimde bile bunu söyleyemiyorum.

samet büyüdü , yaşına girdi , bu yaşına kadar emzirdim . emzirecem dedim emzirdim, kendim büyütücem dedim büyüttüm ama tamam buraya kadar. artık kesinlikle çalışmak istiyorum . çalışınca daha düzenli bir hayat oluyor hem de her anlamda ev açısından da , manevi açıdan da, maddi açıdan da. en önemlisi kendi ruh sağlığım için bunu ciddi ciddi düşünmeye başladım artık.

çalışıp , çocuğuma bakamıyorum vicdanını yapan annedaşlarıma sesleniyorum . yapmayın kızlar , evde olup kafayı yiyip etrafınızdakilere de yedirteceğinize , çalışın kendinize ve ailenize daha kaliteli zamanlar ayırın . evet bebeklik dönemi hassas bir dönemdir . onun için hiç bir şey söyleyemem ama 1 yaşından itibaren yavaş yavaş eski hayatımıza ve kilolarımıza yumuşak bir dönüş yapmaya başlamalıyız. kendi psikolojimiz için bu gerekli !
bilmem siz ne düşünürsünüz?

24 Haziran 2015 Çarşamba

bizimkisi bir 'salgın' hikayesi

Atiye nin 'bu gece soygun var ' şarkısını ' bu gece Salgın var ' olarak değiştirip söylüyorum. Benim oğlan yaşına girer girmez ilk adamakıllı çocuk Hastalığı'na yakalandı . Yüksek Ateşli ishal . Aşılarından sonra burun akıntısı hafifleyen bebişimle bir park keyfi yaptık gezdik , tozduk. Evimize gelip akşam uyumasına geçtik saat gece 02:00 bir uyandım bizim oğlan Ateşler içinde yanıyor . Uyumadan önce kramplar eşliğinde cırt şekilde kakasını yaptığında sevinmiştim ohh yap Çocuğum bağırsakların temizlensin diye . Sonra gece 3:30 gibi 2 . Cırtını ve sabah 6:00 gibi 3. Cırtını ve toplamda ertesi güne de sarkar şekilde toplam 6 cırtı yapınca Gullum 'Ün dediği gibi bu evde ters giden bir Şeyler var dedim ve soluğu doktorda aldım .
Bizim buradaki devlet hastahanesine çok tatlı bir kadın doktor gelmiş. Sabah sabah ilk hastası olarak yanına girdik muayenemizi olduk , Samet o vakumlu aurasıyla doktorcuğumuzu kendine aşık etti hatta o kadar ki kadın ' bu çocuk çok güzel olmuş sen 2. Yi de yap , onu da kendine benzet . KARDEŞ çok güzel bir şey ' nasihatleriyle ovaladı bizi :)) 
Şikayetimiz Ateşli ishal olunca kaka tahlili istedi . ' doktorcuğum , enfeksiyonal  bir durum Olmasın ? ' diye kaygıyla sorunca , hadi o zaman Hemogram da isteyelim ,hem 1 YAŞ Kontrolü de olsun daha önce bakılmamış dedi . 
Hem ağlarım hem giderim .. Alt kata indik oğluşumdan kan Alınacak Allah'ım ne yapacağım ben derken diğer yandan da sağlık için bakılması Şart diye kendimi telkinlerle laboratuvarda buldum.allahtan kuzenim çocuk polikliniğinde Çalışıyor bizi hiç yalnız bırakmadı. Hatta sametten kan alınırken ben tutamam deyip kendimi kapının ardına,Samet'i de kuzenin Güvenli kollarına bıraktım. Hiç sorun çıkmadı bir seferde alındı Kanı ağlamalar , tarif edilemez korku ve çığlıklar eşliğinde. Bir müddet uykusunda sıçradı , her şeyi reddetti . Boynuma yapışıp hüngür hüngür ağladı . Tabi ben de . 
Ve sonuçlar tahmin ettiğimiz üzereydi. Bizim oğlan Türk misafirperverliğini göstermiş ta bağırsaklarına bakterileri davet etmiş , Ateş'in de ishalin de kaynağı buymuş.antibiyotik şuruplar evimize döndük. 
Erken Teşhis ve atik davranmak gerçekten işi çok kolaylaştırıyor . Kandaki enfeksiyon üst limitin çok az üzerindeydi . Iyice ilerlemeden ve Vücudu daha fazla su kaybetmeden önlemini aldık. Bugün 2. Gün kakasını yapmadı. Ateş'i düştü ,iştahı yerine geldi . Ama şimdi de babası hastalandı ! Tealllamm ya pek bilir böyle Zaman'ları boncuğum ! Gene üritiker oldu bu adam ya :)) canım benim tüm Vücudu kabardı , deli gibi kaşınıyor krizlere girdi Adamcağız. Bu sabah da soluğu cildiye uzmanında aldık. Beni Görenler ' hayırdır Çiğdem ' diyor  . Bugün de babasını getirdik diye esprisel yaklaşmaya Çalışıyorum ama yok benim tay kimin kısrak kimin vücudum tükenmiş , adım atacak halim kalmamış , Gözlerimin altı halka halka olmuş yürüyen cenaze modundayım. Neyse Çok şükür şuan o da iyi . 
Artık mümkünse ben de benden geçmeden kimse hasta Olmasın . Allah'ım ne olur ya. Bittim artık .


18 Haziran 2015 Perşembe

1 yaş aşıları ve etkileri

öyle yorgun bir hafta geçiriyorum ki anca şimdi zaman bulabildim yazmaya. . benim tospam büyüdükçe hınzır, afacan bir şey oldu :)) hani ele avuca sığmıyor derler ya hah işte o benim oğlum. maşallah sağlığı sıhhati yerinde , keyfi de gıcır. e daha ne olsun tırım tırım orayı burayı kurcalayıp oradan oraya pıtır pıtır dolanıp evi biribirine katıyor ben de evin kül kedisi olaraktan oğluşun enkazlarıyla boğuşuyorum.
her sabah kurulu saat gibi 07:00 de ultra enerjik bir şekilde ( 7 yi bir geçsin be çocuğum bir dakika bir dakikadır anan için ) uyanıyoruz. akşamın 11 inde de uyusa sabah 7 si şaşmıyor . prensipli çocuk benim oğlum hiç anasına çekmemiş. 8 de kahvaltı 10 buçuk gibi uyuyor 1 saat kadar sonra eller havaya  akşam yatana kadar bir daha uyut uyutabilirsen . çok zorlanıyorum valla . oyun oyun oyun... akşam 5 e doğru artık evde nefes alamayınca evden kaçarcasına doğru parka 7 buçuk gibi eve dönüş , banyo ve ben mefta :))  bunların yanı sıra bir de sevgili kocaciğimm midesinden gene rahatsızlanmış , o da yetmemiş üritiker olmuş kabarmış  kaşınıp duruyor , onun o halini gören ben burnundan duman çıkaran boğa misali evin ve çocuğun onca yükü bendeyken tüm gün yatıp ahhhhyyy çok yorgunum hayatımm  deyince kendimi boğa onu matador oğlanı da hheyo heyo diye zevkle izleyen seyirci moduna sokuyorum. ya gerçekten acaba bu dünyaya erkek olarak mı gelmek varmış ?

neyse . 2 gün evvel 1 yaş aşılarını yaptırdım .kızamık,kızamıkçık,su çiçeği. hemşiremiz aşı bölgelerine dayanabileceği soğuklukta uygulama yapmamı ateşinin 38 i geçmediği müddetçe de herhangi bir şurup vermemem gerektiği direktifleriyle beni yolladı. sanki aşıyı samet değil de ben olmuşum :))  çocuğum çok şükür ateş vs olmadı bilakis sanki aşı değil doping vermişler adam yerinde duramıyor. yahu bir insan evladı bu kadar hızlı emekler mi ? maşallah maşaallahh!!
evde duramadım çocuğu kaptığım gibi anamın evinde soluğu aldım annemle babam bu konuda süperler . hele babam valla bakıcıların bakıcısıyım diyene el öptürür. doğal olarak çocuk da oraya gidince keyfi 40 a katlanıyor. ateş düşürücüsünü ve ateş ölçerini gösterip çıkarsa verirsin , durmazsa ararsın deyip oradan da kaçtım :)) maşallah hiç bir sorunumuz çıkmadı. hiç ateşlenmedi. içimden oh şükür atlattık derken benim oğlanın durduk yere sümükleri bizim yenipazar şelalesi gibi akmaya başladı. dün gece ve bugün tavan yaptı. öyle ki burnundan meme ememiyor yavrucak . ama gene bir halsizlik durumu huysuzluk filan da söz konusu değil .
1 yaş aşı yan etkilerini okuyunca pek bir şaşırdım. kızamık aşısı canlı bir aşıymış , aşıdan sonra ateş ,grip benzeri nazal belirtiler ,öksürük ve hatta kızamık benzeri döküntüler görülebiliyormuş.
bu da mı gol değil be ! diye kuyruğumu kıstırıp oturdum :)
en azından ateşi yok sürekli hapşırıyor ,deli gibi burnu akıyor o kadar .
hatta parkta arkadaş bilem edindi . adı ırmak :)) top oynuyorlar bir bakışlar,bir tripler sormayın gitsin. salıncağa biniyor ,kaydıraktan kayıyor,çocuklarıın arkasından koşuşturuyor parka gidince beni bilem satıyor aşı da neymiş bizimkine komayor valla :)) 


13 Haziran 2015 Cumartesi

kişisel envanterim

oğlum yaşına girdiğinden beri düşünüyorum. hamilelik ve çocukla geçem 9 ay + 1 yıl içinde yaşadıklarım,tecrübelerim , hayata bakış açımı kısacası kendimi şöyle bir uzaktan inceleme ve değerlendirme sürecindeyim.

hazır olmakla olmamak arası , istemekle biraz daha beklemek mi? arası bir dönemde hamile olduğumu öğrendiğimde gene de yuppi diye sevinmiştim. bu benim sevgi pıtırcıklığımdan kaynaklanıyor. şuan hiç bir şekilde 2. bir bebeği istemememe  rağmen es kaza hamile kalsam ben gene o aynı ben olurum. hamileyim diye sevinirim ! niye böyleyim bilmiyorum ama böyleyim işte abi..

fiziksel olarak sağlıklı ve iyi , psikolojik olarak hüzünlü , kırılmış , yalnızlaştırılmış bir hamilelik dönemi geçirdim.çok ağlamadım ama inadına güldüğüm çok zamanlarım oldu. gülmeyi bir panzehir haline getirip yaşadım. olumlumlamalarla geçti zamanımın çoğu. her gün pilates yaptım , oğluma yazdım , kendimi dinledim , içimde büyüyen oğlumu dinledim , derin derin nefesler aldım. kendi acılarımı ona yansıtmamalıydım.öyle de yaptım.

zor bir doğum süreci yaşadım 10 saat suni sancı , 10 dakika içinde apar topar sezeryana girişim , doğum esnasında kopmam ve uyutuluşum , uyandığımda mutluluk yerine tüm bu ağırlıkları taşıyamamanın verdiği , yenilmişlik , üzüntü , ve neden?lerle ağlama krizi geçirişim ve bir müddet kendime gelemeyişim

her şeye rağmen mutlu mesut kucağım dolu bir şekilde evime gelişim  , ama arkamda olup bitenlerden bir haber oluşum. sütümün gelmeyişi , ağlaya ağlaya emzirişim ve mama verişim...

10. gün itibariyle toparlanmış yavaş yavaş kendi işimi kendim görebilir hale gelmiştim. 20. günden sonra yalnız yaşamaya başlamıştım. çok sakin , çok sağlıklı bir bebeğe sahip olmak beni hem mutlu ediyor  hem rahatlatıyordu. öyle lohusa depresyonlarına da girmedim . hatta bana yardım ediyor gibi görünenleri de idare ettiğim çok olmuştur.

ama her şeye rağmen en büyük başarılarım ;
mamayı bırakıp 40 günden itibaren tamamen anne sütüne odaklanışım,
emzirebilmek için varımı yoğumu ortaya koyuşum ve bunu başarmam,
yeni , tecrübesiz , bir çok konuda bilgisiz bir anne olarak bebeğimin tüm fiziksel ve duygusal ihtiyaçlarıyla bi zatihi ilgilenmem ve dağınıklarımın toplanması ve gelen misafir ağırlanması haricinde çok da bir yardıma ihtiyaç duymamam.
ay bebekle şu mu olur , üf şimdi kim uğraşsın modlarına hiç girmeyip oğlumla süper zamanlar geçirmem,
özellikle ilk 6 ay boyunca bir çok olaya daha pozitif bakabilmeyi başarmam,
çocuğumu beni ve eşimi hallaç pamuğu gibi yapmaya çalışanlara karşı kırmızı çizgilerimi net bir şekilde ortaya koymam , evimi , eşimi , bebeğimi hem bir anne hem bir eş hem de bir insan sıfatlarının hepsiyle kavrayabilmem,
hatalarımdan , yanlışlarımdan utanmamam ve gene gene hata yapmaktan korkmayan bir kadın kişisi olmam :)
hayallerimdeki anne olabilmek için tüm engelleri aşmam ve o mertebeye çok yakınlaşmam benim en büyük kişisel başarılarımdandır.

gerisi teferruat. Allah sağlık versin , huzur versin gerisi boş. dün ağladığımıza bugün gülebildiğimiz bir dünyada yaşıyorsak eğer, hiç bir şey hiç bir zaman bitmez .o yüzden bugün ağladığıma da çok takılmıyorum çünkü biliyorum ki yarın ona da güleceğim.

ben şimdi bunları niye yazdım ki :)
sevgiyle kalın...

4 Haziran 2015 Perşembe

Bir Yaşında benim oğlum ...

Hayallerim , Aşkım, bir tanem... Ay dün gibi doğum anı ... Şuan bu saatlerde (bu arada şuan saat 22:12) ben hüü hüü ağlıyorum .malum  yaklaşık 10 saat doğum sancısının ardından apar topar sezeryana girişim  doğum hikayem de uzun uzun yazıyor...

Ortalıkta anayım ben höyytt diye diye dolanırken1 seneyi devirdik sağlıkla , mutlulukla bazen kavga ve Tartışmalar eşliğinde ... Şimdi şöyle bir geri dönüp bakıyorum da ... Vallahi maşallah bana ben bu BIR seneyi çok çok çok iyi idare ettim.
Öncelikle  Şükürler olsun ki Oğlumu hala emzirebiliyorum .
Sonrasında evimin her türlü sorumluluğuyla bi şekilde başa çıkabiliyorum.
Anneliğimi yaşayarak öğreniyorum , tadını çıkartıyorum . çoğu zaman hatalar yapsam da , yanlış teknikler kullansam da ,bir çoğundan sonuç alamasam da arada bir saçmalasam da , elime gözüme bulaştırsam da yapıyorum işte ya , annelik de budur zaten . kendimden memnunum,hislerime ve iç güdülerime güveniyorum ona göre hareket ediyorum .bir annenin en güçlü yol göstericisi başka ne olabilir ki zaten :)
Kocamı hala çok seviyor hatta ona çok benzeyen Oğluma baktıkça ve her baktığımda onu görünce daha çok seviyorum . ( nalet olsun içimdeki bu insan sevgisi ! )
Kendimi çocuk oldu diye bırakmayıp hayatıma devam ediyorum
Kadın olduğumu unutmuyor yeri geldiğinde bir elimde cımbız , bir elimde ayna umurumda mı ki bu dünya ? Modunda takılabiliyorum.
Oğlum da ben de kocam da sağlıklı ve tonlarca sıkıntı ve sorunumuza rağmen birbirimize sımsıkı kenetlenmiş halde hissediyorum. Bir de çocuk olunca ara açılır derler halt etmişler . İçerdeki aşk , Gönül Bağlılığı olduğu sürece bir de çocuk geldi mi evin şeker paresi Yıkılmaz kale gibi olur o ev maşşallahhh! Ebeveynler kendi ataletinizin , bırakmışlığınızın nedenini yavru sabi bebelerinizden bilmeyiniz .

ve evet gelelim doğum gününe . aslında çok gidip geldim doğum günü yapsam mı yapmasam mı? diye . neden diyeceksiniz .. 1 yaşında bir bebeğe öyle kapsamlı bir doğum günü partisi yapmanın gereği yok ki. çocuk hiç bir şeyden anlamıyor , kalabalık tedirgin ediyor ,bebek desen bebek değil , çocuk desen çocuk değil..ama diğer taraftan da içime sinmedi küçük bir şey yapalım dedik. 1 günden az bir zaman kala harekete geçtim :)) kısa süreliğine küçük , güzel bir doğum günüsü yaptık :::::)

valla 1 yaşındaki çocukla zor oluyor bu işler . daha sabahtan başladı benimki mızırdanmaya iyiki doğdun bebemmm diye şarkılar söyledim sankim anasına sövdüm :)) hüngür şakır ağlamaya başladı,hadi o uyusun evi toparlıyım dedim öğle uykusu uyunmadı :))pasta keselim dedik gene ağlamaklı , mız mız laşmalar filan derken o balonları görmesin mi? allahımmm o nasıl bir korkmak , nasıl bir anaya sarılmak , bu sefer diğer bebişler de bir güzel ağlandılar , bağrıştılar :))

bi çırpıda kestik pastasını. :) ben tuttum dileklerini sağlık , huzur , mutluluk diledim ,başarı diledim. mutluluğu başarı , başarısı mutluluk getirsin dedim. adam olsun benim canımı sıkmasın dedim :))dedim de dedim işte .

iyi ki doğdun gökkuşağım . aşığım sana . iyi ki geldin ,
seni seviyorum .



28 Mayıs 2015 Perşembe

çizgi filmlerdeki görünmeyen tehlike

kanalın adı baby tv . 1-3 yaşa hitap ediyormuş. açıyorum benim oğlan dut yemiş bülbüle dönüyor,yemek yemek istemediği zamanlarda tabletten açıyorum şarkıları gene sevindirik oluyor. evimizi kara büyü gibi sarmaya başlayan şu lanetli kanalı her açtığımda hipnotize oluyorum alık alık bakakalıyorum televizyona ! bi acaip renkler , garip şarkılar , hayvana dönüşen sebzeler fırıldak gibi dönüp duran bir kanal...

bir silkelendim neler oluyor bana ya ? bu neyin kafası abi ? kapat şu kanalı , aç haberleri gündemi özet geç  sonra kapat televizyonu , aç radyoyu çocuğa biraz klasik müzik sonra bul güzel bir müzik kanalı dinle! sen bu değilsin .

samet doğmadan önce , gün içinde ben asla televizyon açmazdım . sadece müzik dinler ,internetten gazete okurdum. ya da belgesel ve çoğunlukla yemek kanalları -24 kitchen favorim- izlerdim . bu arada hamile kaldıktan hemen sonra iş hayatını noktalayıp eve geçtim . normalde akşamları bile televizyona tahammül edemez başka bir odaya geçer ya kitap okur ya da öylece uzanır gözlerimi dinlendirirdim . ta ki çocukla hayata adapte olana kadar.

farkına yeni yeni vardığım ve her annenin başına gelen 'annelik zaafı' denen garip şey beni de vurmuş. e çok normal , emekleme döneminde durduğu yerde durmayan ,annesinin paçasından düşmeyen ,anneye iş yaptırmayan , yemek hazırlatmayan , dinlendirmeyen hatta bırak dinlenmeyi bi rahat wc ye gidip de mıçamayan bir kadın haline gelmişim :)) ve o lanetli kanal benim de zaafım oluvermiş. ekranın karşısında kendimi hipnotik halde yakalayınca ya bu nedir ? bu çizgi filmlerin psikolojik etkisi ne ? eğitici mi eğlendirici mi? hani biliyoruz dil gelişimine bir katkısı yok , dikkat ve konsantrasyon bozukluğuna da yol açıyor --da--  benim göremediğim , anlayamadığım bir şeyler mi dönüyor ? diyerekten başladım internetten kurcuklanmaya .
dehşete düştüm ! okuduklarımdan , gördüklerimden , dinlediklerimden ...

o masumane görünen disney dünyasının içinde gizli bir karanlık dünya varmış,keyifle izlediğim  bazı  çizgi film kanalları  gizli cinsel içerik deposu haline gelmiş. Sübliminal mesajlar ortalıkta kol geziyormuş.

Sübliminal mesaj, bilinçaltına hitap eden mesajlarmış. Biliç algılamaz fakat Bilinçaltı kaydedermiş !  Görüntüyle , sesle , kokuyla iletilebilinir ve kişinin düşüncelerinin oluşumunda temel oluştururmuş !bizim Türk çizgi filmlerinde bu tip mesajların içerdiğine dair kaynak bulamadım ama yabancı Kaynaklı her türlü çizgi film , müzik, film, reklam aklınıza ne gelirse işte hepsinde sübliminal mesaj mevcut. .

Sonra dedim ki kendi kendime izletmiyorum abi , bitti . Aklıma tüküreyim diye diye kendimi bir güzel içimden paraladım. ama şimdi düşünüyorum da dinlediğimiz müzikler,izlediğimiz reklamlar,alışverişte çalınan müzikler dünya o kadar görünmeyene odaklanmış ki; o kadar algıya yönelmiş ki bir yerinden muhakkak bu duruma maruz kalacak . sonra düşündüm önemli olan korumak ya da yasaklamak değil, çocukta bir akıl oluşumunu sağlamak. çocuk belli bir bilince ulaşana kadar tutabildiğimiz kadar uzak tutmaya çalışmalı , o bilince ulaştığını gördüğümüzde de zehire karşı panzehir oluşturmalıyız.

boş verin  bırakın mutfak dolaplarını indirsin , sizi peşinden koştursun işinizi yaptırmasın . şöyle düşünün hangi anne çocuğuna abur cubur yediriyor ? hemen hemen çoğu anne uzak tutuyor neden zararlı diye . işte televizyon da bana kalırsa  beynin abur cuburuymuş .  ben gene kendi kendime öğrendim.

işi gücü yetiştirip , dinlenmeye çalışmak için çocuğu televizyon karşısına oturtmak da sanırım bir atalet hali . ben koptum , kurtuldum.
ayıldım
uyandım
araştırdım
öğrendim 
ve çok korktum ...

eğer neler olduğunu bir de ben göreyim derseniz bir tıkla kolayca videolara ve resimlere ulaşabilirsiniz.

sevgiyle kalın.

26 Mayıs 2015 Salı

dikkat Çocuğunuzu Zehirlemeyin !

merhaba !
bu sabah çok çok sevdiğim arkadaşım bana geldi.kendisi plastiklerle alakalı bilgi sahibi bir kişidir. O'nu görünce boş bırakmayan ben hemen ''hadi canım benim Şu'nu tut da bir iki iş,mama filan yapıyım'' dedim :))

bizim oğlan muhallebiyi çok sever -ama muhallebi çocuğu değildir :))- hatta bir dakika ya yaptığım muhallebi tarifini de asıl konuya girmeden araya sıkıştırayım :)

Samet oğlan muhallebisi şöyle yapılır ;

1,5 su bardağı süte ( biz süte geçtik bu arada)
1 tatlı kaşığı buğday nişastası
1 tatlı kaşığı mısır nişastası
1 tatlı kaşığı pirinç unu  ekliyor ve pişiriyorum. sonra içine ilk sıcağı çıktıktan sonra muhtelif meyveler ya da bebe bisküvisi koyarak tatlandırabilirsiniz .  :))
afiyet olsun  !



 evet muhallebiyi çok seven oğluşa muhallebi yapmak için  malzemelerin bulunduğu dolaba yönelip yaklaşık 1 ay önce almış olduğum vakumlu , kaşıklı bebek maması kabını görünce ' ay şunu da bir türlü kullanmaya başlayamadım '' dedim arkadaşım '' bakıyım ne aldın '' dedi . daha paketli vaziyette olan ürünü gösterdim başladı incelemeye . hemen arkasını çevirdi ve '' Çiğdem bununla asla Samet'e bir şey yedirmiyorsun bu zararlı plastiklerden üretilmiş ''dedi . Sonra baktık hem 7 numara ama aynı zamanda BPA içermiyor o en tehlikelisi olduğu için ve o şekilde kullanılabilir olduğundan bir hımm dedim ama hala kullanma konusunda kararsızım. 7 numara yapmalarının sebebi muhtemelen mikrodalga fırında kullanılabiliyor olması. NASIL YA  ama o kaliteli bir çocuk markası dedim . sonra başladı anlatmaya . (şimdi ben de size anlatıyorum )

BAK ARKADAŞIM ;

Plastikler numaralarına göre sınıflandırılır. bu numaralar da bize o plastiğin neyden üretildiğinin ve zararlı olup olmadığının ,mikrodalgaya konulup konulamayacağının ,ya da dondurucuda saklanıp saklanamayacağının bilgisini verir. 
misal ;
1,2,4 ve 5 numaralı plastikler zararsız; 3,6 ve 7 numaralı plastikler uzak durulması gereken plastiklerdir. neden mi ? yukarıda resinde de var ama ben elceğizimle yazayım sen gene oku ;

1 NUMARA  pet ve pete polietilen içerirmiş . cam gibi şeffaf mış genelde içme suyu, yağ, ve alkolsüz içecekler de kullanılırmış yani ZARARSIZ

2 NUMARA yüksek yoğunluklu polietilenmiş.deterjan ambalajları ve pet sütlerde bulunurmuş ZARARSIZ

4 NUMARA az yoğunluklu polietilen miş . kuru temizleme ve  çöp torbalarında bulunurmuş bir de yemek saklama kaplarında . ZARARSIZ

5 NUMARA poliproplen  en güvenilir plastik çeşidi olarak bilinir miş. bulaşık makinesinde yıkanabilir ve mikrodalgada kullanılabilirmiş -- e o zaman bizim ürün neden 7 numaradan üretildi ki işte burayı çözemedim -- şişe kapakları , içecek kamışları,biberonlar bu üründen üretilirmiş. yandaki 5 numara da bebedorun suluğu.








ŞİMDİ GELELİM ZARARLI OLAN ÜRÜNLERE

3 NUMARA pvc polinivil  klorid. uzmanlara göre en uzak durulması gereken plastik türünden biriymiş.çünkü içeriğinde toksik yani zehirli madde varmış ve bu da içecek ve yiyeceklere geçermiş.

6 NUMARA polistren  buraya dikkat ! dışarıda hazır yiyeceklerde kullanılan ve bu yiyecekleri paketlemede kullanılan plastik tabak , bardak, kaşık , köpük bardak,tabak ve saklama kapları ve fast-food yiyecekler bu plastikten üretilirmiş.

7 NUMARA bu yukarıda sayılan tüm ürünlerin dışında kalan ürünler ile üretilir miş. yemek saklama kapları ve özellikle pazarlarda satılan ucuz plastikler üretilirmiş. ve çok zararlıymış !

 FAKAT ÜRÜNÜN ARKASINDA HERHANGİ BİR ZARARLI PLASTİK NUMARASI OLUP DA İLAVETEN BPA İÇERMEZ İBARESİ DE VARSA KORKMAMAK GEREKİRMİŞ.

işte böyle . bence mutfakta iyi bir temizlik yapma zamanı gelmiş. evimize soktuğumuz ürünlere çok dikkat etmeli ve bu konularda bilinçlenmeliyiz. canım arkadaşıma beni bilgilendirdiği için çok çok teşekkürlerimi ediyorum ben de naçizane öğrenip araştırdıklarımı da derleyip sizinle paylaşarak bilinçlenmenizi sağlıyorum :))

şimdi aklıma bir de deterjanlar geldi. araştırıp bir  yazı da deterjanlar için yayınlayayım .. ekolojik takılmanın zamanı gelmiş.


bu arada nasılız ama ? yıkılıyoruz yaa :))




kendimi seviyorum , oğlumu seviyorum , kocamı seviyorum , ailemi seviyorum ,insanları seviyorum ,hayvanları seviyorum , doğayı ve tüm bunları içinde barındıran DÜNYA' yı seviyorum ve dikkat çekiyorum .

bilinçlen, bilinçlendir ve sen de dikkat çek bu yazıyı yayınla !




22 Mayıs 2015 Cuma

yürüdükçe değişti bu çocuk ayol !



hani anneler genellikle bunaldıkları zaman derler ya , ya büyüdükçe değişti bu çocuk ,bir tuhaflaştı diye :)) o aslında büyüdükçe değil yürüdükçe gibi geliyor bana..

evimizin cırcır böceği  , azimle , tutkuyla ,coşkuyla, aşkla, sağlıkla -şükürler olsun!-,afacanlıkla 354 gündür aramızda . büyümeye çalışıyor, adapte olmaya çalışıyor, bazen oluyor , bazen coşuyor ve nihayetinde bir şekilde evin küçük tatlı bireyi haline geldi . ev içinde en küçük ama bizim için en büyük ev kişisi benim oğlum :)

şuan profesyÖnel şekilde emekliyor fakat sanırım emeklemeyi zirvede bırakıp bir üst dala konma peşinde . ne mi?YÜRÜME! evet artık benim sevgili oğlum samet yürüme ve tırmanma dönemine girmiş bulunuyor.  evin her metrekaresine ayak bastıkça aya ayak basmış gibi sevindirik olan bu garip küçük ev kişisinin huyları da değişti tabisi :)) o ev içinde yeni yerler keşfedince aya ilk ayak basan gibi seviniyor akabinde yeni yeni huylar türetince ben de ay'da ilk bastıkaçtıdan nasibini alan gibi dumurlaşıyorum.  şöyle ki ; her yeni yürümeye başlayan normal bir çocuk gibi benimki de ;

-AŞIRI DERECEDE  İLGİ  istiyor ve bir anlığına bile başka şeylerle vakit ayırmama asla izin vermiyor.  samet evin her tarafına korkmadan rahatça gidebildiğinden beri algıları iyice açıldı ve keşfettiği her şeyi oyuna çevirebilme kapasitesinde tavan yaptı. ve eğer benim ilgimi çekemiyorsa evdeki tehlikeli bir  kaç davranıştan birine yöneliyor . bunlar aynaya doğru hızla emekleme ve aynayı düşürmek istercesine sallama, televizyona doğru hızla emekleme ve kutuların kartlarıyla oynama , merdivene doğru hızla yönelme ve tırmanma, fırına doğru hızla emekleme ve kapağı açma girişimleri :)) ve benim zeki zıpırım bunlardan birini yaparken örneğin aynaya yöneldiğinde aynanın dibine giriyor hemen dönüp bana bakıyor - bak aynaya geldim ya benimle ilgilen ya da güzelim aynanı yere indiririm !! bakışıyla evet bakışıyla beni bir güzel yola getiriyor. bu davranışı da benim üzerimde rahatlıkla GÜÇ kullanabildiğinin bir göstergesi :))
-İNATÇI VE DIK KAFALI kafasına    koyduğunu  yapan    ve   beni  bir güzel ağzı açık bırakan bir   küçük insan oldu  . Süper  bir şekilde atak , hızlı ve tehlike anlayışından yoksun olan bebeğim defalarca totosunun üstüne düşmesine rağmen dolaplardan ve fırından kendini alamıyor , oraya buraya tırmanmaktan vazgeçmiyor .
- ÇOK YOĞUN  BİR PROFESÖR bazen oyuncaklarıyla oynamaya öyle dalıyor ki sanki atomu parçalayacak haspam :)) hele o kablolar yok mu ? O prizler , o fişler , kumandalar ... Hiç sesi çıkmıyor dudaklar uzamış , minicik ellerle alet edevatı kavramış çözümlüyor da çözümlüyor . Dudaklı sakine senii:))
-İSTEKLER SÜREKLİ DEĞİŞİYOR deniyor her gün yılmadan. Yeni şekillerde uyuma , her zaman hımm diye yenen yemeğe bırun kıvırma , yüzüne bakmadığı oyuncaklara karşı yükselmesi , zırlayarak içtiği şurubu şapırdatarak içip beni aha dedirtmesi gibi. Aşığım yaa :))
-ANNEYİ DIŞ DÜNYADAN KOPARMA girişimleri. Evet eğer beraberce dışardaysak ya da evimizde misafirlerimiz varsa ve ben süper zevkli bi muhabbete dahilsem bu hınzır daha sözcük kullanmadan benim sürekli sözümü kesip alooo ayıp oluyo onlar gitcek ben kalcam başına kırılıyom amaa!!! Tarzında halleniyor:)) çok ustaca dikkati üzerine toplayıveriyor :))
-KARARLI VE BAĞIMSIZ eğer o merdivenden tırmanılacaksa Kaçış yok yanına gidilecek ellerden tutulacak defalarca inilip çıkılacak, altı bezlenmeyecek , bebek Arabasına oturmayacak , dolaplar deşilecek  ve bunlar aklına ne zaman eserse o zaman yapılacak . O bağımsızca keşfedecek Sen bağımlı bir şekilde itaat göstereceksin ! :))
- HER YEMEK YENI BIR OYUN olacak . Kaşığa pat diye çakıp şakaaa der gibi sırıtacak :)) yiyip yiyip Yemeğin ortasında Doymuş gibi yapacak sonra olmadık zamanda aklı başına gelecek aç olduğu için huysuzlanacak sen de küçük sevimli Tencerelerinde yeni sıcak yemekler deneyeceksin.
-UYKU DÜZENI bazen harika olacak bazen sabah ezanlarında mini mini bir kuşu söyleyip oynayacaksın ve senin uykun kaçtığı an onun uykusu gelecek güzel gözleri kapanacak sen zombi gibi ortalıkta dolaşacaksın. 
-KORKULARI da  vardır. Koca elektrik süpürgesinden korkmadan üstünde tepinen çocuğunun ağzındaki sakızdan tırsmasına , eline verdiğin balondan iğrenmesine ve akabinde korkmasına Şahit olacaksın. Kocayla şakalaşmalardan bile tedirgin olacak sen de hep stabil olmaya çalışacaksın.
-AYRILIK ANKSİYETELERİ vardır. 9-12 ay Arasında ortaya çıkan ve 14. Ayda tavan yapan . Sen yokken durduğu bir yerde sen olduğu zaman paçandan düşmeyen... 
-VE SEVGİ DOLUDURLAR  sürekli kahkahalarıyla evinizi şenlendiren,ay bu yokken ben ne yapıyormuşum dedirten, şoparlıklarıyla sizi güldüren bazen güldürürken düşündüren , herşeyi hisseden , anlamaya başlayan, sabahları sizi bazen öpücüklerle bazen suratınıza şırankk diye inen bir tokatla uyandıran , sarılırken içinize sokmak istediğiniz , bazen saçınızı başınızı yolma durumuna gelsenizde ama o daha bebek diye kendinizi frenlediğiniz  garip tuhaf varlığınızın yürüme dönemindeki davranışları sizin de davranışlarınızı şekillendirmenize yol açacak . 

olumlu olun , bir nefes alın, varlığına şükredin , emniyet kemerlerinizi bağlayın 

yürüme dönemi başladı !





20 Mayıs 2015 Çarşamba

Dr doğru'nun bulunması

  Geçen yazımda doktorumuzla yaşadığımız bazı talihsizliklerden bahsetmiştim. Ve bu da beni dr doğru nedir nasıl bulunur ve dr doğru nasıl olmalı sorularına yöneltti. 
Dr doğru , bebeğimize ve bazen bize burun akıntısı , kulak ağrısı, boğaz ağrısı , yüksek ateş , yara ve travma hatta bizi şaşırtabilecek fiziksel ve psikolojik durumlarda ve daha yazamadığım aklıma gelmeyen durumlarda 16/18 yaşına kadar  bakacak olan bakması gereken kişidir. Gecenin saat ikisinde aniden yükselen ve bir türlü düşüremediğiniz ateşli hastalıklarda, nefes borusuna kaçan sütün yarattığı korkutucu !! Tıkanmalarda , verilen bir ilacın gerçekten gerekli olup olmadığını düşündüğünüzde ve bunun gibi bir sürü baZen mantıklı bazen tecrübesizce soruları zaman ve mekan ayrımı olmadan rahatça arayıp sorabilmenizdir. Neticede çocuk bu ne zaman ne olacağı hiç belli olmuyor . 
Bunların yanı sıra isim araştırmaya başlamadan önce bebeğimize bakmasını istediğimiz doktorun özellikleri ile ilgili  bazı temel kararları almak gerekir . yani aile hekimi mi? yoksa çocuk doktoru mu ?

Şöyle ki çok güvendiğiniz bir aile hekiminiz var , ve çocuk doktoru mu aile hekimi mi gibi bir soru çıkıyor karşınıza. Sametin boğulma hikayesinde derdimize derman olan aile hekimi , her ay düzenli olarak özel muaynehanesine götürdüğüm uzman çocuk doktorunu önce İNSANLIĞIYLA sonra hekimliğiyle açık ara geçmiştir.  Ve aile hekimi deyince yeterlilik konusunda müsterih olun çünkü aile  hekimleri uzmanlığı çocuk uzmanlığından daha geniş kapsamlıdır. Ve çocuk hastalıklarına ek olarak iç hastalıkları , psikiyatri ve kadın doğum eğitimi de içerir.
 Bir aile hekimini tercih etmenin avantajı , ailenin tüm üyelerini klinik ve kişisel olarak tanıması ve bu bilgileri tanı ve tedavilerinde kullanabilmesidir.
bir aile hekiminin dezavantajı ise;pediatri konusunda ,çocuk doktorlarından daha az eğitime ve deneyime sahip olmasıdır.bu dezavantajı daha çok bebeğe bakan bir aile hekimi bularak minimuma indirebilirsiniz.

--Ben küçük bir vilayette yaşıyorum doğumumu il dışında bir özel hastahanede yaptım ve Samet'in doğumundan itibaren olan doktoru da o hastahanenin çocuk doktoru. şükürler olsun ki oğlumun önemli bir rahatsızlığı ,hastalığı yok genel olarak sağlıklı bir bebek. bu durum da benim her ay doktor kontrolü için şehir dışına gitmeme gerek duymamamı sağlıyor. bunun yanında yaşadığım şehirdeki devlet hastahanesinde gelen doktorların hemen hemen hepsi geliyor ve tayin istiyor. hepsi geçici doktorlar yani. ve aynı zamanda özel olarak götürebileceğim yalnızca 1 adet çocuk doktoru var onunla da bunlar geldi başımıza zaten .. yani trişkadan bir durumla karşı karşıyayım .  büyük şehirde olsam tabiki de arar en babasından iyi bir çocuk doktoru edinirim. şartlar bu şekilde olunca aile hekimi kriteri de göz önüne alınmış vaziyette bende. bunu da çocuk doktoru avantaj ve dezavantajlarını yazmadan belirteyim istedim--

doğal olarak bebeğimiz için bir çocuk uzmanı seçmemizin en büyük avantajı çok açık ki; çocuk uzmanları yalnızca çocuklarla ilgilendikleri için , çocuk ve bebeklerde neyin normal neyin anormal  ve neyin patolojik olduğunu diğer doktorlardan daha iyi bilmektedirler. ve özellikle yeni annelerin 'neden uyumuyor?' ' neden sürekli ağlıyor' 'neden sürekli emmek istiyor' gibi sorularına daha net ve rahatlatıcı yanıtlar verirler.
çocuk doktorunun bir dezavantajı ise yalnızca ailenin çocuk ve bebekleriyle ilgilendiğinden tüm aileyi tanıyamayabilmeleri;bir çocuğun fiziksel ya da duygusal probleminin aile üyelerinden mi kaynaklandığını tahmin edemeyebilmesidir. bu da kolay çözülebilecek bir dezavantaj .

sonuç olarak ;
 asıl önemli olan çocuk doktoru , çocuk ve anne üçlüsü arasındaki paslaşmalardır. bir doktorun çocuğunuza yaklaşımı , bebeğinizin ya da çocuğunuzun kendisini doktorunun yanında rahat hissetmesi --daha az korkması--, doktorunuzun bebeğinizi ve sizi gerçekten önemsediğini hissetmeniz ve annenin doktoruna her konuyu her zaman rahatça sorup konuşması ve hatta bazen münazara edebilmesi elzemdir. çocuğun en ufak burun akıntısında antibiyotik veren ,emzirme konusunda hassas davranmayan , her çocuk kontrolünde karı kocayı birbirine düşüren, beslenmesine önem vermeyen , vizyonu geniş olmayan ve rahatça konuşamadığınız doktorlara gitmenin hiç bir faydası yoktur. ben gittim görmedim . denenmişi denemenin anlamı yoktur kızlar. :))

sevgiyle kalın. 




6 Mayıs 2015 Çarşamba

BEBEK BOĞULURSA

merhaba yaklaşık 3 ay olacak Sametin kabızlığından ve kullandığım kaka yumuşatıcı ilaçları reddedişinden bahsetmiştim. buradaki   yazımdan okuyabilirsiniz.  kabızlıkta kabızlığın kendisinden daha büyük olan bir sorun varsa o da bebeğe zorla kaka yumuşatıcı şurubu içirmektir. oğlum şurubu reddettiği gibi bir şekilde içirmeye çalıştığımda da öğürüyor,yutkunma zorluğu çekiyor ve eğer içmesi elzem hale gelmişse ve ben bir şekilde içirmeye çalışmışsam tıkanıyordu.

hatta bu mesele yüzünden doktorumuzla da ters düşme durumuna geldik. maalesef biz yetişkinler ve doktorlarda çok büyük bir yanlış algı var o da şu ; çocuk tadı şekerli olan her şeyi sever ! bu tez bizde bi güzel çürüdü çürütüldüğü gibi az kalsın oğlumun canına mal oluyordu. dikkat ediyorum bebek şuruplarının hepsi içilemeyecek dozda şekerli . ve kaderin cilvesidir ki samet tatlı gıdalarla hiç iyi değil ...

ben şurubunu içirme yolunu şu şekilde bulmuştum yemek aralarında (bu arada 4 tatlı kaşığı vermek zorundayım şurubu ve sabah akşam totalde 8 kaşık !! ) 4 kaşığı serpiştirerek çocuğu tabiri caizse galyana getirerek kakışlıyordum . fakat sonradan çocuğun en ufak bir şeyden yutkunma zorluğu çektiğini fark ettim. ilacın prospektüsünde yutkunma zorluğu olanların kullanmaması gerektiği gibi şeyler yazıyordu.

gene bir akşam emzirdim arkadaşıma verdim sameti tutması için o arada sanırım süt geri geldi ve samet tıkandı. fakat bu boğulma her zamankinden farklı oldu . hiçbir şekilde sesi çıkmıyor sürekli yutkunuyor , neredeyse öğürüyor ama ağlayamıyordu. Allahtan o akşam yalnız değildim. yaklaşık 10-15 dk sürdü bu durum çünkü. önce kucağıma aldım durumu anlamaya çalıştım. sonra yüz üstü kucağıma yatırıp sırtına belirli şiddette 5-6 kere vurdum. olmadı ve ben iyice panikledim. elini yüzünü yıkadım , balkona çıkarttım. durum halen aynıydı. en sonunda oturup ayaklarımın arasına dikilir vaziyette sıkıştırıp kafasından çok hafif bir şekilde kaldırarak 2 kere salladım  BU UYGULAMAYI BİLMEYEN İNSANLARIN KESİNLİKLE YAPMASINI TAVSİYE ETMİYORUM. İYİ BİLİNMESİ GEREKEN BİR UYGULAMADIR.  sonra biraz olsun mızırdanmaya başladı . o arada doktoru aradım saat akşam 10 du. telefonda direkt olarak samete bir şey oldu doktor bey dedim. boğulur gibi ama sürekli yutkunuyor dedim . doktorun verdiği cevap çok ilginçti bir kulak burun boğaz uzmanına gösterin dedi , ben sustum kaldım ! o arad aşükürler olsun ki samet artık ağlayabildi. daha sonra doktor telefonu yüzümüze bir güzel kapattı dumur vaziyette kaldık biz .

sonra arkadaşım kendi doktorunu aradı adam aile hekimi olmasına rağmen ! hemen meme emip emmediğini sordu genelde emen bebeklerde bu tarz durumlar olabilir biz buna aspirasyon deriz dedi. az miktarda nefes borusuna süt kaçmış derken arkadan sametin ağlama sesini duydu ve zaten ağlamaya başlamış hiç korkmayın gayet normal bir durum . eğer öksürük devam ederse içinizin rahat etmesi açısından bir ciğer filmi çektirebilirsiniz dedi . artık samet kendine gelmeye başlamıştı hatta sürekli ağzından gaz çıkartarak rahatladı.

şimdi doktor var doktorcuk  var . kimseye haksızlık etmek istemiyorum ama bizim doktorumuzun çocuğu KBB uzmanına gösterin deyip ses gelmedi diye de telefonu yüzüme kapatması hiç bir şekilde affedilir bir durum olmadı. bu da DR DOĞRU   nun bulunması için tekrar düşünmem gerektiğini hissettirdi bana.

AYNI ŞEY SİZİN DE BAŞINIZA GELİRSE DİYE ŞÖYLE BİR ÖZETLEMEK İSTİYORUM  EĞER BU TİP BİR DUUM KARŞINIZA ÇIKARSA ;

1 ÖNCELİKLE YARDIM ÇAĞIRIN
2 BEBEĞİ ÖN KOLUNUZA YÜZÜ AŞAĞIYA BAKACAK ŞEKİLDE YERLEŞTİRİN AMA BAŞI DAHA AŞAĞIDA OLSUN.
3 SIRTINA YUKARIYA DOĞRU 5 6 KEZ ARKA ARKAYA HAFİF GÜÇLÜ ŞEKİLDE VURUN ( ÇOK DA SERT VURMAYIN HA :)
4 GÖĞSÜNE BASTIRIN . EĞER SONUÇ ALAMADIYSANIZ GENE AYNI ŞEKİLDE YÜZÜ KOYUN YATIRIN BU KES İMAN TAHTASININ ALTINDA İKİ KABURGASININ ARASINDAKİ BOŞLUĞA BASTIRIN YANİ PARMAKLARINIZLA BASINÇ UYGULAYIN.VE BU ARADA SIRTINA DA VURMAYA DEVAM EDİN. BU İŞE YARAYACAKTIR.
5 EĞER AĞZINA YABANCI CİSİM KAÇTIĞINDAN ŞÜPHELENİYORSANIZ PARMAĞINIZLA BUNUN KONTROLÜNÜ YAPIN. GÖRÜRSENİZ DİLİNE BASTIRIN VE YAKALAMAYA YA DA ÖĞÜRTMEYE ÇALIŞIN .

valla uzun bir yazı oldu ama bu yazdıklarım her annenin başına gelebilir ben çok korktuğum için yazma ve öğrendiklerimi paylaşma gereği duydum .

hiç bir bebeğin ve hiç bir annenin böyle bir korkuyu ve tehlikeyi yaşamayacağı dileklerimle

sevgiler :)

Gökkuşağı hikayesi twitter da

Merhaba !! Evet yazılarım artık twitter aracılığı ile daha geniş kitlelere ulaşacak inşallah oralarda da görüşmek dileğiyle canlar :)) fotosunu çektim ekranın direk paylaşıyım sizile de :)) 

3 Mayıs 2015 Pazar

Bebegin 1 yaş kontrolü ve o bebekle alışveriş

Merhaba geçtiğiniz cuma günü sameti doğumunda ilk kontrol eden doktoruna götürdük. Malum önümüzdeki ay yaşına girecek . Ben çok sıkıntılı bir durum olmadıkça doktora götürmüyorum. 2-2,5 ayda bir burada bir doktorumuz vardı ona götürürdük sametin son nefes borusuna süt kaçıp boğulma mücadelesi ve doktorumuzu aradığımızda karşılaştığımız tepki i ile eskişehire götürme kararı aldım !!! Herşey yolunda gitti , kabızlığımızla alakalı - mız diyorum aile meselesi haline geldi çünkü :) daha kolay içirebileceğim başka bir ilaç ve popo pomadıyla mutlu mesut çıktık. 

Sonra bizim oğlan güzelce uykuya daldı  biz de o arada hadi bir avm yapalım dedik yaklaşık 1 yıldır alışverişi ordan burdan koştur koştur yaptığım için içeri girdiğim an köyden indim şehire moduna girdim :)) ayy acıyorum kendime valla :)) önce güzel bir yemek yedik sonra dolaşmaya başladık sevgili oğlum uyanınca da arkadaşa hadi bir kahve içelim ben de o arada oplanı doyurayım dedim. Yemek yerken sıfır sıkıntı ve etraftakı kızlarla flörtleşen çapkın oğlum birden ağlamaya başladı :)) kucağıma aldım gene üzerimde tırmanmaya başlayınca eyvah dedim ağlaya ağlaya kaka yapıcak. . Arkadaşa dedim sen kahveni iç biz şöyle bir iki tur atalım zira ortalığı ayağa kaldıracak. . Nafile keyfi bozuldu bir kere . Ben de naçizane kahvemden bir yudum alabilmişim :)) e yeter fazlası bana haram zaten :)) en sonunda dedim ki buradan çıkalım yazık arkadaş da kahveni ben alıyım içemedin dedi ama samet bizi öyle zorladı ki sonrasında o da kahveyi nerede bıraktığını hatırlamıuordu bile :)) çanta gibi taşıdığım çocuk tüm alışveriş boyunca totosunu bebek arabasına - zaten onu da neden aldıysak - koymadı .  En sonunda bir oyuncak mağazasına girip koltuklarda bulduk kendimizi :)) ama artık sametin bize yaptıklarına gülüyoruz:)) 2 dakkada el ayağa nasıl dolanır ? Merak eden olursa özelden de yazarım :)) sonra baktık ki saat dört olmuş :)) babayı ve arkadaşımın eşini aradık - onlar da oto servisindelerdi-  geldiler. Ve samet bana küfür edercesine babasının kucağına geçer geçmez dut yemiş bülbüle döndü :) adam da doğal olarak e hani çocuk durmuyodu diye yüzüme aval aval baktı :)) benim sıpam beni ve rkadşımı bir güzel ylncı durumuna da düşürdü :) kalan son bir iki saatte eşimin kollarındadururken alışveriş yaptım ama hangi kafayla hangi gözle bilmiyorum :)) 
Hadi beni de boşver arkadaş da benim yanımda yoruldu kız yazık benim kucağımda samet onda da bebek arabası çantalar filan . Tamam biliyorum sameti o d açok seviyor elinden geleni yaptı bizim için of demedi ama ben o kadar gerildim ki onların da gününü mahfettik diye . Çocuklu karıyla bir alışveriş ancak bu şekilde olurdu Artık ne yapalım deyip defalarca kusura bakma , ya sizin gününüzde gitti , yoruldun bizim yüzümüzden deyip durdum. 
VArdığım sonuç su ; benim oğlan avm de değil açık havada dolaşmayı seviyor . Zaten bu sametin ilk avm turuydu muhtemelen de son olacak :)) özellikle 11 aylık bebekle alışveriş yerine parklara bahçelere açık hava çarşılarına gitmek daha yerinde olacaktır . Mış
Teşekkürler oğlum :)) 


2 Mayıs 2015 Cumartesi

mühim yorumum #fikrimühim




merhaba nihayet fikrimühim paketim geldi. kampanyası da yan tarafta görmüş olduğunuz üzere gliss million gloss şampuan ..
fikri mühim ağızdan ağıza pazarlama ile ürün kullanım kampanyalarına katılan yorumculardan ve ürünü denedikten sonra da iyi ve eksik taraflarını okuyucularla paylaşan bir sistem.

toplamda 5 adet şampuan , watsons 3 tl lik indirim kuponları ve şık paketi elime ulaştı. şampuanların 250ml olanlarını ,tek sayfa broşürlerini ve indirim kuponlarını arkadaşlarımıza iletiyoruz.sosyal medya hesaplarımızda paylaşıyoruz ve dağıttığımız kişilerin gliss@fikrimühim.com a bizim adımızla mail göndermesi ile de 15 puan kazanıyoruz

gelelim ürüne ;
yaklaşık 10 yıldan beri gliss şampuan krem ve saç maske seti kullanan birisi olarak kesinlikle parlaklığın gerçek olduğunu , saçları pamuk gibi yumuşacık yaptığını ve kolay tarama sağladığını ben zaten biliyorum. çünkü bu ürünü de reklamlarda görür görmez aldım. malum doğum sonrası saçlarda bir cansızlık oluyor.


                         
gliss million gloss ürünlerini herkese tavsiye ediyor , fikrimühime milyonlarca teşekkür ediyorum :)

sevgiler :))

29 Nisan 2015 Çarşamba

bebek araç gereçleri-5/oyuncaklar

merhabalar ! bebek araç gereçlerinin 5. yazısıyla tekrar karşınızdayım .vay be zaman ne kadar hızla geçiyor. daha dün gibi hatırlıyorum bebek araç gereçleriyle ilgili  1. yazımı yazdığım zamanı. vay be ! oğlum 11 aylık oldu. ilk seneyi devirmemize ramak kaldı. alnımızın akıyla inşallah deyip hopp diye konuya giriyorum artık.

e tabi ilk aylarda kullanılan oyun halıları,şımbıllı salıncaklar,dönenceler filan artık yerini kendilerinden daha rütbeli olan oyuncaklara bırakıyor.

mesela hemen solda gördüğünüz şirinler temalı müzik seti . Oğlum yaklaşık 2 aydır müziğe tepki veriyor . oynuyor ellerini çırpıştırıyor,neşeli çığlıklar atıyor. ritim duygusu oluşmaya başlamış sanırsam deyip bu seti aldım. tüm akşam boyunca trampeti çalan bebeğim o kadar sevmiş olacak ki gece yatakta uykusunda bile elleriyle trampet çaldı :)) bu arada hem iki elini aynı anda kullanmaya çalışıyor,her aletten farklı ses duyuyor,zamanla da muhtemelen kendi muhteşem bestelerini yapacak :))
ve 2. sırayı da sametin en sevdiği ve çok eğlenerek yaptığı oyuncağı geliyor.ilk zamanlar halkaları yerde yuvarlayıp peşinden emeklerdi ama şuan tek tek hepsini yerleştiriyor sonra fırlatıp peşinden emekliyor:))ve bebeklerin motor gelişimleri için bence çok önemli bir oyuncak . sağ ya da sol elini kullanıyor,konsantre olmaya çalışıyor,bir elinden diğer eline defalarca geçiş yapıyor .yani ,yorucu,oyalayıcı pek bi zevkli oyuncak :))
lego mu ? küp mü? diye karar vermekte zorlandığım ve sonunda tercihimi küpten yana kullandığım oyuncak. üzerindeki nesneleri beraber inceleyip bol bol sözlü olarak tekrar ediyoruz. tabi ben aslan diyorum o ağuuuuggy diyor :)) şuan pek sallamıyor ama bir kaç haftaya küplerin sırrını çözeceğinden eminim :)
ve Samet'ten çok benim oynadığım oyuncak arp :D
bu oyuncağa bayılıyorum 7 farklı enstrüman sesi,ışıkları takip etme oyuınu,ninni dahil bir sürü değişik şarkı,gerçek arp gibi dokununca çalıyor olması falan filan yani tam benlik :P kız işi gibi duruyor ama müziğin ve rengin öle cinsiyeti olmaz kardeşim o da neymiş :P










ve son olarak da sevimli kamyonet. hem sürüyor hem eline çekiçi alıp vurmaya çalışıyor hem de şekilleri çıkartıp takmaya çalış-mıyor- daha o kadar olmadı.  :))
 
 
 
 
 
 
 
 
evet evimizdeki top 5 ten bahsettim . oğlumu yoran , uğraştıran, oyalayan , eğiten , geliştiren , uyaran , algılarını açan oyuncakları bunlar. artık bir sonraki aşamayı da Legolar,tahta kuleler,boyama , küçük eğitici kitaplar alacak. tavsiyelerimi yaptım sizlerden de beklerim
 
sevgiyle kalınız ;)

27 Nisan 2015 Pazartesi

Ben bu hayatta en çok ...

Bazen hayatin girdabında günler günleri kovalar,zamanın nasıl geçtiğini anlamazsın ya ;işte öyle zor bir anımda düştüğünde içime ,durup dururken gülümsetmeni ,ortada hiç bir şey yokken ağlatmanı sevdim . Ve içimde olduğunu ilk öğrendiğimde zıp zıp zıplayarak babanın boynuna atılışımı sevdim . En zor zamanlarımda sana tutunmayı, her krizin içinden seninle nefes almayı sevdim. Berbat geçen bir günün ardından kafanda milyon tane düşünce varken olumsuzluk, umutsuzluk, korku, öfke, acı varken dönüp bir an beşiğinde herşeyden bi haber masumca uyuyuşunu görünce uzaklaşıpseninle  birlikte yükselmeyi sevdim.

Ama biliyor musun ? Aslında ben bu hayatta en çok ANNE olmayı sevdim . 
Belki daha kaygılı, daha korkak, daha içli daha yorgun oldum ama gene de pes etmeden senden şikayet etmeden yaşadım . Ve öyle de yaşamaya devam edeceğim . Belki beni çok zorlayacağın sinirimi zıplatacağın dönemlerin olacak ama ben asla sana arkamı dönmeyeceğim . Of bu çocuğu keşke yapmasaydım diye egoistçe sızlanan "anne"lerden olmayacağım!!!

Gülüşün ömrümün hep baharda kalmasını sağlayacak, ışıltılı gözlerin Bana umut verecek ... Ve zor yıllar seninle daha kolay geçecek oğlum . 

Güzel günler göreceğiz .

**çok çok çok zor zamanlardan geçtiğinizde bi durup evladınıza olan aşkınızı düşünün . Ona bakın onu görün onu izleyin . Sarılın öpün . Daha yolun başında olduğunuzu yapacağınız çok şeyiniz olduğunu düşünün ve gelecekle ilgili güzel planlar yapın . . İyi gelecektir . 

Peki ya siz bu hayatta en çok ne olmayı sevdiniz ????

25 Nisan 2015 Cumartesi

bebeklerde sağ ya da sol el kullanma

gittiğimiz bir doktor kontrolünde doktorumuz yüksek ihtimal solak olacak bu çocuk demişti. samet de o aralar genellikle her şeye sol eliyle atılıyordu. şu aralar iki el de gündemde . bazen tam bir sağlak oluyor bazen de tam bir solak :)

peki solak ya da sağlak olmak arasında ne gibi farklılıklar vardır?  avantajları dezavantajları nelerdir?

valla azınlıklara karşı eşitsiz davranan bir dünyada yaşıyoruz maalesef. sanıyorum solaklar %10 gibi bir azınlığı oluşturuyorlar ve pek çok kap , ütü,makas, masa düzenleri gibi günlük araç gereçlerin sağlaklara göre yapılmış olmasından ötürü ilk şutta gol yiyorlar :)

solaklar ve sağ elini kullananlar arasında beynin sağ ve sol yarı küreleri gelişimi arasındaki farklar da takip eder . şöyle ki solaklarda beynin sağ tarafı baskındır ve bu sayede uzaysal ilişkilerde üstünlükleri vardır. belki de bu yüzden spor, mimari,sanat dallarında çokça yer alırlar. erkeklerdeki solaklık oranı kızlara göre daha fazla olduğundan , testosteron yani erkeklik hormonunun beyin  gelişimini ve el kullanımını etkilediği düşünülür.

çoğu bebek ilk önce her elini de eşit olarak kullanıyor. bir kaç ay içerisinde bir elini diğerinden daha sık kullanmaya başlıyor.bu bazı bebek için daha kısa sürede ortaya çıkarken bazı bebeklerde ilk yaşa kadar değişebilir,anlaşılamayabilir. bizdeki durum da şuan bu .

bebeğinize bir nesne uzattığınızda sıklıkla hangi eliyle uzanıyorsa kuvvetle muhtemel o elini kullanacaktır. ya da sağ eline bir şeyler uzattığınız zaman alıp sol eline geçiriyorsa o da o meşhur azınlığın bir parçası olmuş olabilir :)

asıl önemli olan bizlerin kullanmasını istediğimiz değil,bebeklerimizin en rahat olduğu elini kullanmasıdır..
bu konuyla alakalı tek tavsiyem sakın ha sol eline yatkınlığını görüp sağ elini çalıştırması için zorlamayın. zira öğrenme güçlüğüne sebebiyet verebilir.

sevgiyle kalınız.

bebek araç gereçleri -4/ ilk adım ayakkabısı

bir çocuğunuz varsa ne onun ihtiyaç duyduğu araç gereçler biter ne de sizin yazacaklarınız...

sevgili oğlum emeklemenin bir sonraki safhası olan oraya buraya tutunarak yürüme modunda artık. muhtemelen yaşına kadar da yürür.tüm evi duvarlara koltuklara tutunarak bir güzel turluyor..
zorlamıyorum yürüsün diye ,uğraşmıyorum da nasıl olsa elbet bir gün yürüyecek .zaten açıkçası hiç halim yok bizimkisi ciddi fırtına gibi . durduğu yerde durmuyor hiç sesi çıkmıyor--arada attığı çığlıkları saymazsak-- pıtır pıtır bir oraya bir buraya . izlemek çok keyifli de valla artık belim bacaklarım kopuyor . bir de yürümeye başlarsa ne olur halim bilinmez :((

aslında evin içinde mümkün mertebe (hava güzelse) çıplak ayakla ya da ince bir çorapla  takılıyor. çünkü çıplak ayakla yürümek ayak sağlığını olumlu etkiyelen bir konudur.ama büyüdükçe bir yetişkin gibi ihtiyaçları doğan bebişimin de ayakkabı giyme zamanı gelmiş.

sametin doğumundan sonra çok çok fazla hediye ayakkabı geldi yaklaşık 15 çift filan. çıldırmış gibi ayakkabı almışlar çocuğuma ayol . sorun bana çiğdem giydirdin mi? birini bile giydirmedim. hem zaten kıştı tulumuyla takıldık hem de ayakları tombiş tombiş hem de daha minnacık bebeğe ayakkabı da neymiş? gene de düşünüp alanlara sonsuz teşekkürler ... :)

ama şimdi zamanı hem havalar güzelleşiyor yaz geliyor , hem oğlum büyüyor. sürekli emekler ve ayakta tutunarak yürür vaziyette . mantıklı olan da şimdi giydirmek ..
piyasaya şöyle bir göz atıp , olması gerekenleri okuyunca ve ürünün içeriğinin aynı olup etiketine göre fiyatlandırıldığını fark edince soluğu pazarda aldım.

çarşıda dükkanı olan bir ayakkabıcı pazartesi günleri pazara da sergi açıyormuş.. o kadar güzel çeşit çeşit ilk adım ayakkabıları vardı ki. mağaza mağaza gezmeye hiç gerek yok valla. önemli olan şunları bilmek 

bir ilk adım ayakkabısı;

1- hafif ve yumuşak bir deriye sahip olmalı
2- hava alabilme özelliği olmalı
3-esnek ve bükülebilir bir ayakkabı olmalı ,
4-yüksek tabanlı olmamalı
5-arka kısmı sert olmalı ( ayak bileğinin arka kısmı)
6- ayak ucu kısmı da sert olmalı

bunların haricinde bazı ilk adım ayakkabılarının bilekleri de vardır . ve bazı uzmanlar şiddetle bilekli bir ayakkabı tercih ederler ben katılmıyorum . hafif bir ayakkabı da en az bilekli bir ilk adım ayakkabısı kadar sağlam adımlar attırabilir bence. göreceli bir davranış.
pazarda da benim baktığım tüm ilk adım ayakkabıları bu şekildeydi. ben çok beğendim ve sevgili annem torunumun ilk adım ayakkabısı da benden olsun diyerek bize hediye aldı.  ve fiyatı da çok uygun 45 tl den 30 tl ye düşürdüler. tabi ki başka modeller de alınır zamanla ama bana sorarsanız aklımda nerden kalmış bilmiyorum ama şu atasözünü hiç unutmam ; bir çocuğun giydiği haram, yediği helal miş . aynen de öyle kim demişse iyi demiş hoş demiş. belli kriterler çerçevesinde bence her yerden alışveriş yapılabilir.
** çok teşekkürler canım annemm ;)

sevgiler...


14 Nisan 2015 Salı

kabızlık

tabi bu martın lanetiyle boğuşurken bir de bizim oğlanın ciddi kabızlığıyla uğraştık. doğumundan beri ne gaz,ne kolik,ne kabızlık ya da ishalle tanışmayan çocuk aniden kabız olmaya başladı.

önceleri kakasını bir iki gün geciktirerek fakat sorunsuz bir şekilde ve kıvamda yapmaya sonra o ilk aşama yerini her gün kaka yapan yapan fakat çok zorlanarak sert ve ağlayarak kaka yapmaya ve en son da 4 güne kadar bekleyen ve sonunda ağlaya ağlaya işkenceler çekerek kaka yapmaya bıraktı.

ve tabi ki doktoru aramamız ve gitmemiz kaçınılmaz oldu. doktorumuz aslında kabızlığın muayene gerektiren bir şey olmadığını fakat eğer bebek bilinçlenirse her kakası geldiğinde acı duyacağını bildiği için , kakasını tutmayı alışkanlık haline getirmemesi gerektiğini ve bunun için de erken önlem alınması gerektiğini söyleyerek bizi bilgilendirdi.

kaka yumuşatıcı bir şurup ile eve döndük. Samet'in ilaçlarla bir sorunu yoktur ama doktorun verdiği şurup 10 ml (4 tatlı kaşığı kadar) olduğundan ikinci kaşıktan sonrası problem haline gelmeye başladı. ve sonrasında da artık şurubu tanıyan bebeğim ağzını açmama gibi bir becerisi olduğunu da fark etti ve şurubu tümüyle reddetti. dolayısıyla kabızlığımız devam etti.

şimdi size kendimce uygulayıp çözüm aldığım bir kaç önerimi yazacağım ve önerisi olan da lütfen yorumlarında belirtsin zira bunaldım !

kayısı suyu.  cezvede kayısıyı hafif kaynatıyorum (gün kurusu da derler) suyunu biberona doldurup içiriyorum.
salatalık . yoğurdu tek başına sevmediği için ve salatalığa da bayıldığı için cacıkla orta yolu bulduk. marketten prebiyotik yoğurt mayası alıp evde taze sütle mayalıyorum cacık yapıncada bizimkinin gıkı çıkmıyor.
balkabağı . lif yönünden zengin ve çocukların genelde reddetmediği bir tat olduğu için balkabağını her tarzda deneyip yedirmeye çalışıyorum .
armut. özellikle doktorumuz önerdi  armut , erik,incir gibi yemişleri fakat armutu ağzına sürmüyor ne yaptıysam da yediremedim .
rezene çayı . bunu artık tüm anneler biliyoruz zaten :)
kefir bağırsak için bence bir şuruptan daha etkilidir .

oğluma uyguladığım diyetler genellikle bu yönde . tam lifli gıdalara , tahıllara ve liften zengin sebzelere ve meyvelere geçtim. aslında hep öyle olmak gerekiyor ve aslında ben de öyleyim ama neden kabız oldu anlamadım.
diş çıkarmak benim bildiğim ishal yapar bizim oğlan ters köşe mi yaptı accep ?

bir de şiddetle tavsiye ettiğim bir masaj var . bağırsakları harekete geçiriyor. buradan izleyebilirsiniz. aslında samet şuan emekliyor ve çok hareketli bir bebek fakat bu masajı ne zaman yapsam arkasından muhakkak kakasını zor ya da kolay ama bir şekilde yapıyor.

şurubu da artık yarısını şırıngarla yarısı kaşıkla kimi zaman çayına katarak ( biliyorum etkisi azalıyor ama ) vermeye çalışıyorum . bir de bir damla var içeriğinde lactobacillus  bakterisi var yalnızca . ondan da veriyorum. poposunu zeyrinyağlı kulak çöpüyle uyar demişti doktorum ama o yöntemi de sıkça tekrarlamak iyi değil çünkü bu sefer hep kaka yapmak için  uyarılmak ister ..

of bilmiyorum ya cidden B.ktan  bir durum  :))
gerçekten çözümü olan varsa bildiğiniz şurup adı filan çay da olabilir yardımlarınızı ve görüşlerinizi beklerim .

ataletliyim,ataletlisin,ataletli ...

neredeyse 1 ay olacakmış ayol ! bu kadar boş bırakılır mı ? hevesle başladık şu işe zaten evde oturup çocuk büyütmekten başka yaptığımız bi'şey de yok ya hani ! diye diye geldim şekerler...

şaka bir yana kötü bir ay geçirdim . ağlak,durgun,hüzünlü,BOŞ.. ,sersem sepelek bir ay. sorun mart ayının kendisinde,çocukta,evde ya da eşimde değildi. sorun bendeydi.
düşünüyorum düşünüyorum da çıkardığım sonuçlar ve acabalar şu şekilde;
1- fazla sıkılmaktan yalama olan vidalar emsali sinirlerim ve sabrım. evet tek değil ama kuvvetli bir neden olabilir. susmak ilaç olmuyor bazen zehirin ta kendisi olabiliyor. ve fazlaca biriken zehiri boşaltırken ortalığa m.ıçıp sıvayabiliyorsun. haklıyken haksız duruma düşmenin diğer bir ifadesiydi. :) bu arada altıntopumuzu da büyütme telaşında olunca  aslında kendimiz için önemli
olan şeylere de aman boşver der olmuşum ki bu tehlikeli bir durum.
2- bahar yorgunluğu  . ilkbahar mevsimi bana hiç iyi gelmez zaten . ne bahar ayı güneşi ne havası . güneşinden cildim havasından alerjim nasibini alır kırmızı ve sümüklü bir burun ve sivilceli kupkuru bir cilt ile dolaşırım ortalıkta. bunun yanında psikolojik olarak da genel bir isteksizlik baş gösterir.wc ye gitmeye üşenirim.
3-ataletten kurtulamamak . ve evet en büyük sorunum buydu . resmen bir duygusal atalet ( gönül yorgunluğu) ve akıl tutulması yaşadım. dikkat dağınıklığım hat safhadaydı,dalıp dalıp gidiyordum. konuşmanın devamını dinleyemiyor istem dışı dalıyordum.
yapmam gerekenleri biliyor,yapmazsam neler kaybedeceğimi de biliyor ama kıçımı kaldırıp yapamıyordum.  sanki üstüme ölü toprağı serpilmişçesine bir miskinlik,depresiflik,sinirlilik... ciddi ciddi doktora gitmeyi bile düşünmeye başlamıştım. çünkü bu demotive hallerim delirtti beni. . son bir kaç aydır enerjik,planlı programlı ,kendi kendine yettikçe mutlu olan bir insan timsaliydim :) birde benim öyle ay canım karımmm hadi ver bana o süpürgeyi , oy benim gülüm bırak o soğanları ben doğrarım ,çocuğa 1 saat ben bakayım sen  kafa dinle diyen bir ruh öküzüm de yok ! evimin derlenme ve toplanmasından ,akşam yemeklerinden,çocuk bakımından ve bir çok ayrıntıdan ben sorumluyum. evim büyük olduğu için haftada 1 yardımcı ablamız gelir elimizden tutar ve gider. ertesi gün ev eski haline döner vs vs vs.. ben bu saydığım şeylerin hepsini planlı programlı olduğum için rahatlıkla ve şikayet etmeden yapıyor üstüne bir de girmeye heves ettiğim ales sınavına çalışıyordum. ta ki Martın lanetine rastlayana kadar :)))

SİLKELENDİM , KENDİMİ BULDUM , AĞLAK HALLERİM, BEL AĞRILARIM GEÇTİ ... NASIL MI ? REGL OLDUM :)))
  hay ben senin ... dediğinizi duyar gibiyim :) ama cidden bu ay her şey o kadar üst üste geldi ki gerçekten şu hayatta bir tek sağlık olsun başka şeye hacet yok. şuan karın ağrısından geberiyorum ama kafam o kadar rahat ki . adet öncesi sendromu bir kadını gerçekten süründüren bir olay. doktora da gittim ama benim doktor anlattıklarımı duyunca aa bak demekki sen çok iyi yumurtluyorsun deyip kakışladı beni . ilaçla arası iyi olmayan doktorlardan bizim çatlak profesör :))

her ay böyle olmam. bahar ayının bir latifesi oluyor bana heralde o aya denk geldim :) regl haricindeki o kafamda sanki örümcek ağı varmış hissi de benim zorlamalarımla temizlenecek inşallah.

ben aslında her şeyin nedenini biliyorum da ...
o iş bende :))

--bol yürüyüş, arada bir kendini sıkmadan rahatça ağlamak,kötü hissettiğini ifade edip yardım istemek,ve zamana bırakmak bende çok işe yaradı. tavsiye ediyorum ---

ve tekrardan hooşgeldimm...

17 Mart 2015 Salı

Bıldırcın yumurtası sorunsalı

 Merhaba gecen hafta oturduğum mahalledeki pazara çıktım . Annemin ve artık benim de müşterisi olduğum peynircimden köy yumurtası alırken bıldırcın yumurtalarına gözüm ilişti malum anne olunca algılar epeyce açılıyor :)) hemen bir paket aldım o aralar da samete sabahları 1 yumurta yedirmek baya zorluyordu beni nasıl olsa bi lokmalık daha kolay yediririm düşüncesiyle eve geldim . Sonra o engin iç sesimin beni dürtüp doktora sormuyon bari aç şu interneti de kültürün artsın zılgıtıyla  irkilip şöyle bir iki araştırma yaptım .  1 bıldırcın yumurtası 9 tavuk yumurtasına bedelmiş içeriğindeki vitaminler aminoasitler östrojen seviyesi de tavuk yumurtasının yanında uçuyor ! Haftada 1 kere yedirin , doktorunuza danışın,1 yaşından evvel vermeyin, erken ergenlik , ağır protein sonucu böbreklerin yorulması gibi yazılarla karşılaşınca hemen doktorcuğumu aradım . Gariplik tam da burada başlıyor doktorcuğum bana bir tavuk yumurtası 50-60 gr geliyorsa ve siz günde 10 gr gelen bir bıldırcın yumurtasıyla bebeğinizi beslerseniz eksik beslemiş olursunuz . Dolayusıyla bıldırcın yumurtasını samete günde 2 tane vermelisiniz ! Dedi . Yani içeriğe bakmadan direkt olarak ağırlık hesabıyla olayı çözdü . Okuduklarım ve duyduklarım karşısında tavuktan çıkmış yumurtaya dönen ben peki doktorcuğum içerik olarak ağır gelmezmi diye sorduğumda hayır sadece kolestrol ve yağ bakımından biraz daha fazla dır cevabını aldım.
Ve sonra da internet mi doktorcuğum mu diye sorup doktorcuğumu seçerek bıldırcınıma bıldırcın yumurtası vermeye başladım ama tabikigünde 1 tane :)) 
Ne olursa olsun  hiç bir makale hiç bir doktor bilgisi bir annenin iç güdüleriyle yarışamaz :) ve şuan orta yolu bulup haftada 3 ila4 gün tavuk 1 ila 2 gün bıldırcın yumurtası veriyorum oğluma . Ama hala internette okuduklarım ile doktorumun söyledikleri arasındakiler kafamı kurcalamıyor da değil . 
Bu konuda tecrübe sahibi olan varsa seve seve bilgisine danışmak isterim. 
Zira tavuk mu yumurtadan yumurta mı tavuktan modundayım :)) 

Sevgiler...

9 Mart 2015 Pazartesi

emekliyorum ben yaa / dikkat dikkat !

hep özenirdim ya bu çocuk emeklemeyecek mi ? totosunu kıvıra kıvıra kuytuya köşeye girmeyecek mi? diyee ve tam 3 gündür benim oğlan tam gaz emekliyor :)) sadece emeklemiyor da aslında koltuğa tutunup ayağa kalkmaya da başladı. doktorumuzun net bir HAYIR ına rağmen güya benim azıcık rahat edebilmem için yürüteç de aldık ve samet pek sevmedi. biz çocuğa yürüteç aldık haftasına emeklemeye başladı :P şimdi pişmmanım ilk adım arabalarından almadığım için . neyse artık ne yapalım.

emekleyen bebeğe özenen ben sadece görüntüye odaklanıp emeklemenin ne kadar zor(anne için bebek için süper keyifli)  , aşırı dikkat ve titizlik isteyen , ve beni 5 dk da bir çocuk güvenlik görevlisine döndüreceğini bilememişim meğer :)

bizim ev baya potansiyel ' görevimiz tehlike ' uyumuyla döşenmiş her türlü kazaya belaya açık,televizyonun altından sallanan kablo ordusundan tutun da, duvardaki yerden tavana kadar asılı olan ve Samet'in küçük bir hareketle ulaşabildiği hafif sallanan aynamız , terlik sevdasına tutulan oğlumun vestiyerdeki terlik cümbüşünü görmesiyle pıtır pıtır emekleyerek ellerini sıkıştırma ihtimali,masanın altına girip masa ayaklarından kuvvet alarak ayağa kalkıp başını vurma ihtimali,mama sandalyesinin ayaklarını kavrayıp güç bende artıkk diye neredeyse  deviriverecek heyecanı ve çekmecelere olan özel bir ilgisi olduğunu öğrendim.

evet oğlumun emeklemeye başlamasıyla herşeyi keşfetmeye başladı bu benim inanılmaz hoşuma gidiyor ,aynı zamanda kendisinin gelişimi ve kendine olan güven duygusu için de muazzam bir durum fakat adı basit gibi görünen ev kazaları na dikkat etmemek maalesef ciddi travma ve yaralanmalara hatta Allah korusun ölüme bile neden olabiliyor.
öyle çok ayrıntı var ki halının üstüne düşen iplik parçasında tutun da , yer parkelerinin kenar pervazlarının ucundan yükselen çiviye kadar . çok dikkatli olmak lazım ve evin her türlü tamiratını da yaptırmak lazım .

neyse ben bir kaç yazı buldum ev kazlarıyla alakalı alınabilecek önlemlerle ilgili. buradan ve şuradan okuyup bilgilenebilirsiniz.

sevgilerr :)

28 Şubat 2015 Cumartesi

pozitif ödüllendirme sistemi

 merhaba! çocuklarımız büyüdükçe anne babaları olarak bizim sorumluluğumuz da artar. önceden yalnızca bebeğin bakımı ,beslenmesi,korunması ile sınırlı olan sorumluluk bebekler büyüyüp ilk yaşlarına doğru ilerledikçe aileler de  çocukların psikolojik ve zihinsel gelişim ve doyumları ile de karşı karşıya kalırlar..

eğer erken dönemde çocukla mutabakata varılamazsa ileri yaş dönemlerinde bu anlaşmaya varabilmek ve çocuğunuzu kazanmak daha zor hale gelebilir. peki buradaki 'çocuğunuzu kazanmak' tan anladığımız nedir?
öncelikle çocuğunu kazanan aileler ,kendi kurallarını çocuklarının kabul edebileceği şekle dönüştürebilen ve karşılıklı tatmin ile iki tarafı da olumlu sonuçlar ile mükafatlandıran kişilerdir.

pozitif ödüllendirme sistemi nedir?
istenen davranışların daima ödüllendirilmesi istenmeyen davranışlara da ödül olmaması -ama ceza da olmaması - dır. ve ödüllendirilen davranışların genellikle tekrarlanmasıdır.

çocuğun iyi davranışlarını olağan karşılayıp istenmeyen davranışlarını sürekli dile getirmek,çocuk doğru davranışlar sergilediğinde nasıl olsa bunu yapması gerekiyordu deyip tepkisiz kalıp,yapmaması gereken davranışları sergilediğinde de tepkinizi çekiyorsa farkında olmadan çocuk sizin ilginizi çektiğini öğrenir. doğru davranıldığında nasıl olsa kimse beni görmüyor o zaman yapmamam gerekeni yapıp ilgi odağı olmalıyım tarzıyla, aileler farkında olmadan çocuklarına 'negatif ilgi çekme' metodunu aşılarlar.

bir aracın çalışabilmesi için yakıtı benzin ise , bir çocuğun da mutlu çocuk olabilmesi için tek ihtiyacı olan şey ailesinin ilgisidir. çocuk , şu ve ya bu şekilde o ilgiyi alır. ama negatif ama pozitif. eğer çocuk doğru davranışlar sergilediğinde ,çevresine yapmaması gereken şeyleri yapmadığında ilgi göremiyor ve maddi ya da manevi bir şekilde ödüllendirilmiyorsa gene aynı ilgiyi kazanmak için davranışlarının tam tersini uygular. yaptıklarının amacı onun yaramaz ya da kötü bir çocuk olduğundan değil yalnızca ve yalnızca ailesinden alamadığı ilgi boşluğunu doldurmak içindir.
netice itibari ile çocuk istediğini alır , aile de çocuğun yanlışlarına odaklanarak onun istenmeyen davranışı sürekli tekrar etmesine olanak tanır.
bu nedenle ödüllendirme sistemine emekleme döneminde başlamak ve çocuk büyüdükçe ona ve size göre şekillendirmek gerekir.
burada ilk yapmamız gereken çocuğumuzu iyi tanımaktır. ve hareketler üzerinde çalışmaktır. azaltmasını istediğiniz davranışlar arasında çocuğunuzun kardeşine vurmaması varsa bunu kardeşine iyi davran şeklinde değil, kardeşinin saçını çekme,kardeşine vurma şeklinde elle tutulur,gözle görülür şekilde sunmalıyız.daha sonra onayladığınız ve devam etmesini istediğiniz davranışları tespit edip ve onları ödüllendirip istemediklerinizi yaptığında hiç bir şey yapmamaktır.çocuk her ödüllendirildiğinde bunu tekrarlayacaktır zaten.
iki tür ödül vardır.maddi olanlar;dondurma,parka gitme,şeker,tv izlemesi vb gibi ,manevi olanlar ise kucaklama,takdir etme,öpücüklere boğma gibi ödüllerdir. eğer bu sisteme erken yaşta başlarsanız manevi ödüllendirmenin yeterli olacağını görürsünüz. maddi ödüllere de çok özel durumlarda ihtiyaç duyarsınız.
tabi ödül sistemi uygulanırken;
yapması gerekeni öğrendikten sonra her iyi davranışta ödüllendirmeyin eğer ödül almadığı için mızmızlanırsa özel ödül özel zaman içindir gibi sözler kullanın ve ödülün zamanını ve şeklini siz belirleyin.
çocuğun güzel davranışlarını sürekli ödüllendirmek anne babalar üzerinde de olumlu etkiler yapar şöyle ki çocuğunuzu nasıl cezalandıracağınızı değil nasıl ödüllendireceğinizi sürekli düşüneceğiniz için siz de pozitif olaylara konsantre olmuş olursunuz.

sonuç olarak çocuklarımızı cezalandırmak için oturup izlemek yerine onları iyi şeyler yaparken yakalayıp ödüllendirmektir.
balla , sirkeyle yakaladığınızdan daha çok sinek yakalarsınız.

şimdilik bu kadar sevgiyle kalın.























**sevgiyle disiplin kitabından esinlenildi .

25 Şubat 2015 Çarşamba

ayın kitap önerisi

merhabalar ! oğlum büyüdükçe okuduğum kitaplar da içerik olarak değişiyor. daha önceleri klasik bebek bakım kitapları şimdilerde yerlerini özgüvene,disipline,bağırmadan,çağırmadan çocuk nasıl yetiştirilire yöneldi...

bu ay bahsedeceğim kitap doğumdan 21 yaşa kadar olan süreci kapsıyor.en beğendiğim taraflarından biri de çocukların yaptıkları hataları öğretmen olarak görmesi ve anne babaya hataları cezalandırmadan nasıl kendi ve çocuğumuzun lehine çevirebileceğimizi anlatıyor.

rehberliğin gardiyanlık olmadığını ve asla karıştırılmaması gerektiğini,pozitif disiplin diye bir şey olduğunu kuralları çocukların kişiliklerine göre düzenlememiz gerektiği ve asla tek bir bakış açısı ile ilerlemememiz gerektiğini savunuyor.

ele alınan konulardan bazıları ise şöyle ;
  • disiplin ve ceza arasındaki fark,
  • iletişim ve otorite,
  • istenmeyen davranışları düzeltme yöntemleri,
  • cezasız ve dayaksız disiplin,
  • anne baba hakları,
  • bekar, çalışan ve üvey anne babaların yaşadıkları sorunlar,
  • çocuğum hayır dediğinde ne yapmalıyım?
  • ergenlik ve gençlik döneminde çocuğumu gerçekten kontrol edebilir miyim?
  • kavgacılık,yalan,uyuşturucu,pasaklılık,eşcinsellik,isyankarlık ve şiddet sorunlarına nasıl yaklaşabilirim?

ben severek okuyorum . ve sıraladığım maddelerden en az 1 tanesi her ailede yaşanıyor buna eminim. bu sebepten dolayı sizlere de şiddetle tavsiye ediyorum .

sevgiyle kalınız :)))))

Popüler Yayınlar